TOKSİN ÇEŞİTLERİ

Manyetik Alanlar, Radyasyon ve Cep Telefonları :                          

Manyetik alanlara maruz kalanların bunlardan en etkili olanlardan bilgisayar ve cep telefonu kullanan insanların sayısı, geçtiğimiz 10 yıl içinde önemli ölçüde artmıştır ve artmaya devam etmektedir. Finlandiya’daki bilim adamları tarafından yapılan bir çalışma, cep telefonu radyasyonunun, insan hücrelerinde, beyni etkileyebilecek değişikliklere neden olabileceğini saptamıştır. Finlandiya’nın Radyasyon ve Nükleer güvenlik Yetkilisinin bulgusuna göre, cep telefonlarından radyasyona maruz kalma, laboratuarda üretilen insan hücrelerindeki yüzlerce proteindeki aktivitenin artmasıyla sonuçlanmıştır. Çalışmayla birlikte, Haziran 2002’de, bilimsel gazete Differentiatiorl’da yayınlanan ilk bulgular, cep telefonlarının beynin zararlı maddelere karşı koruyucu kalkanını zayıflatıp zayıflatamayacağı yönünde yeni soruları arttırmıştır. Çalışma, kan damarlarına yakın olan hücrelerdeki değişiklikler ve bu tarz değişmelere bağlı olarak kan dolaşımı ile beyne giren zararlı maddelere karşı potansiyel koruma olan kan-beyin bariyerinin işlevini zayıflatıp zayıflatamayacağı konuşunda yoğunlaşmıştır.

          

Çalışma ayrıca, bir saat cep telefonu radyasyonuna maruz kalmanın, kültür edilmiş insan hücrelerinin büzülmesine sebep olduğunu da ispatlamıştır. Araştırmacılara göre; bu hasar, normal olarak sadece bir hücre hasar gördüğü zaman meydana gelen bir tepki ile başlatılmıştır. Bir insanda bu tarz değişiklikler, beyne kan dolaşımı yolu ile girebilecek zararlı maddelerden koruyan güvenlik mekanizmalarına hasara uğratabilir. Radyasyon ile uyarılmış hücrelerdeki değişiklikler, vücutta ihtiyaç duyulmayan ya da anormalleşmiş hücrelerden kurtulmanın doğal yolu olan programlanmış hücre ölümü Apoptozis’in normal ölüm sürecini engelleyebilir. Eğer ölüme “işaretli” hücreler ölmezse, tümörler oluşabilir. Çalışma sonuçlarına göre; kan-beyin bariyerinin işlevi ile bağlantılı, hsp27 adı verilen bir protein, ışınlamaya bağlı olarak artan bir aktivite göstermiş ve bu tarz bir aktivite olasılığı, kalkanı daha fazla geçirgen yapabilir. Artan protein aktivitesi, hücrelerin büzülmesine neden olabilir.

İlaç Kullanımı :      

Vücut toksinlerinin en büyük kaynaklarından biri, sözüm ona insanların hastalıklarla mücadele için aldığı reçeteli ilaçlardır. Tıbbi ilaçlar oldukça güçlüdür – vücudun doğal savunma sistemini alt etmeleri gerekmektedir. Bu tarz ilaçlar alındığında, ya vücuttan elimine edilmelidirler ya da daha sonraki eliminasyon için depolanmalıdırlar. İlaçlar kesildiği zaman, eski toksinler eliminasyon için kan dolaşımına girebilirler. Bu eski ilaçların sistemde dolaşması, uyarıcı olabilecek şaşırtıcı semptomlar üretebilir. İlaçlar vücudu terk ederken, onların tadını ağzınızda hissedebilirsiniz. Kullanılan her ilaç, yasal olsun ya da olmasın, vücutta izini bırakır. Vücut sağlığını geri kazanırken, ilaç artıkalrı, eliminasyon için kan dolaşımı içine konulurlar. Alınmış olan eski ilaçlar, çok uzun yıllar sonra bile, yağlı doku ve organları bırakarak kan dolaşımında yeniden belirebilir.

Geçmiş ilaç kalıntılarının bir kombinasyonunun kan dolaşımına girmesi yüzünden, beklenmedik semptomlar açığa çıkabilir. İlaç toksini eliminasyonu kendini, vücuttan deri aracılığıyla çıkarken bir dizi döküntü ile ifade edebilir. İlaç detoksifikasyonu, uzun bir süreç olabilir, ancak meyve suyu içimi ve meyve ve yeşil yapraklı sebzelerce yüksek bir diyet yardımcı olacaktır.

Kafein ve Nikotin :                

Yoğun sigara içiciler ya da kahve içicileri, ilaçların vücuttan atılımına benzer semptomları yaşayabilirler, sinirsel duyarlılık ve duygusal patlamalar, bu tarz ilaç bağımlılarının detoksifikasyonu sırasındaki yaygın semptomlardır. Nikotin ve kafein, sinir sistemine zarar verir ve vasküler sistemi bozar, bu yüzden baş ağrıları, sinirlilik aşırı halsizlik ya da akli bulanıklık (gerçekle ilişkisini kaybetmiş hissi) beklenir. Bu ilaçlardan bu tarz semptomlar, genellikle üç ila on gün içinde azalır.

Tuz ve Diğer Baharatlar :        

   İşlenmiş tuz bir kez bırakıldığında ve uygun biçimi kullanıldığında, vücuttaki eski tuz kalıntıları, deri ve böbrekler yoluyla vücuttan çıkar. Bazen eliminasyon öyle yoğundur ki, kişi ağzında devamlı tuzlu bir tat hissedebilir.

Beyaz Şeker :       

    Diyetten şekeri çıkarmak , enerji seviyesi çiğ-gıdaya uyarlanana kadar kişinin biraz sinirli ve hiperaktif hissetmesini sağlar. Şeker bağımlıları, kan şeker seviyeleri kendisini düzeltirken, anlaşılmaz depresyon dönemleri hissedebilirler. Şeker seviyesinin kanda hızlıca yükselip alçalmasından kurtulma, çiğ gıdaca yüksek salatalar ve avokado ile takip edildiğinde daha kolaydır.

Ağır Metaller :

       

Vücuttaki ağır metal kalıntıları neredeyse herkesi zehirler. Kurşun, alüminyum, civa, bakır, kadmiyum ve arsenik vücudun tamamında organlarda birikir. Yoğun ağırlıkları nedeniyle, atılmaları zordur ve vücudu terk etmeleri rahatsızlıklara neden olabilir. Bu metaller çıkarken, baş ağrıları ve tüm vücutta genel ağrı hali ortaya çıkabilir. Bu metaller organları ve kemikleri terk ederken, dişetleri zarar görebilir ve böbrekler ağrıyabilir. Ağır metal zehirlenmesinde, kendinizi tamamen rahatsız hissedebilirsiniz, ve bu zehirlenme, tüm çevresel toksinler ve insanların dişlerine konulan amalgam dolgulara bağlı olarak, oldukça yaygındır. Bu metalleri atarken, eğer rahatsız vücut ağrılarına katlanabilir ve vücudunuzdan sonsuza kadar gidiyor olduklarını fark ederseniz, bu durumu daha kolayca atlatabilirsiniz.

Aşılar :  

         Aşılar, civa, formaldehis, alüminyum v.b. insan için zehirli olan maddeler içerir. Aşılar gelişmektedir, yabancı doku ve hem insan hem de hayvansal kökenli değiştirilmiş genetik materyaller içermektedir.

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) Gıdalar :

                       

Piyasada genetik olarak tasarlanmış gıdaların genel olarak ikiye ayrılrı : “Böceğe Dirençli” ve “Herbisit (Zirai ilaçlar) Toleranslı” Herbisit Toleranslı ürünler (mısır, pamuk, soya fasulyesi, şeker pancarı ve kanolayı içerir), herbisitlerin doğrudan uygulamasına dayanabilmek için genetik olarak tasarlanmış ürünlerdir. Bu herbisitler, doğal ürün bitkilerini öldürürler, fakat çiftçiler şu an, genetik olarak tasarlanmış Herbisit-toleranslı çeşitlerin üzerine doğrudan yabani ot öldürücü kimyasalları uygulayabilmektedir. Bu uygulama, yiyeceklerimiz ve çevremiz üstünde daha fazla kimyasal anlamına gelmektedir. Böceğe dirençli ürünler (mısır, pamuk ve patatesleri içerir) aynı zamanda “bitki pestisitleri” olarak da adlandırılır. Çünkü bitkinin kendisi bir pestisisttir. Büyüdükçe; bitki, ürünün üzerinden beslenen böcekleri öldüren bir insektisit (böcek öldürücü) üretir. Genetik olarak tasarlanmış ürünler, toksik olma ve insan sağlığına bir tehdit olma potansiyeline sahiptir. 1989’da, L-triptofan’ın genetik olarak tasarlanmış bir markası, yaygın bir gıda takviyesi, 37 kişiyi öldürdü ve 5.000’den fazla kişiyi de A.B.D. Gıda ve İlaç İdaresi tarafından piyasadan geri çekilmeden önce, ağrılı ve potansiyel olarak ölümcül kan düzensizliği, EMS rahatsızlığı ile kalıcı olarak sakat bıraktı.

   Rekombinant Bovin Büyüme Hormonu Genetik olarak tasarlanmış ürünlerin 70 milyondan fazla dönümü, Amerika’da halen tarım altındayken, 500.000’e yakın mandıra ineği, düzenli olarak “rBGH” olarak bilinen rekombinant Bovin büyüme Hormonu ile enjekte edilmektedir. 1994 yılında, Amerika Gıda ve ilaç İdaresi, tartışmalı olan genetik olarak tasarlanmış rGBH’ın – daha fazla süt üretmelerini sağlamak için mandıra ineklerine enjekte edilir- bilim adamlarının enjekte edilen ineklerin sütlerinde ya da süt ürünlerinde, potent bir hormonun, Insülin-Benzeri Büyüme Faktörü (IGF-1), belirgin şekilde yükselen seviyelerinin, insan prostat, göğüs ve kolon kanseri için çok ciddi tehlikeler ortaya çıkaracağı yönündeki uyarılarına rağmen satışını onaylamıştır. Bir dizi çalışma göstermiştir ki, vücutlarında IGF-1’in yükselmiş seviyesine sahip insanların kansere yakalanma riski daha yüksektir. Ek olarak, Amerika Kongresine ait gözlemci ajansı, GAO, gıda ve İlaç İdaresi’ne, rBGH-enjekte edilmiş ineklerin sütündeki artmış antibiyotik kalıntılarının (antibiyotik tedavisi gerektiren meme enfeksiyonlarının yükselen oranlarının sonucudur), insan sağlığı için kabul edilemez bir risk oluşturduğunu belirterek, rBGH’i onaylamamasını belirtmiştir.

Klor / Su :      

     İçme suyumuzdaki klor, hem damar sertleşmesi (ateroskleroz) hem de kanserde tümör gelişimini tetikleyen bir katalizör gibi mi davranır. İçme suyumuza klor eklenmesi 1890’ların sonlarında başlamıştır ve 1920’lerde geniş bir kabul görmüştür. Joseph Price, M.D., 1960’larda, halen çoğunlukla görmezden gelinen, Koronerlerin Kolesterolü başlıklı etkileyici bir kitap yapmıştır. Klor, Dr.Price’a göre, damar sertleşmesinin birincil ve esas sebebidir. “Hiçbir şey, damar sertleşmesinin ve kalp krizleri ve felçlerin çoğu ortak biçimi gibi oluşumlarla sonuçlanmasının tartışılmaz temel sebebinin klor olduğunu reddedemez. İşlenmiş içme suyunun içerdiği klor.” demiştir kitabında Dr. Price…

Yaşam Alanları :    

Kapalı mekan hastalıklarının ana sebebi, bakteriler, mantarlar, virüsler, toz maytları, böcek parçaları ile temas ve panel kumaşının iplikleri içinde biriken biyolojik kirlenmedir. Bizi dışarıda etkileyen kontaminantlar, kapalı çevremize taşınırlar. Araçlardan, hava borularından ve bina egzozlarından gelen kirleticiler, hava yolumuz aracılığı ile taşınırlar. Mekanik havalandırma sistemleri, ofisinizin fiberleri kapsamında büyüyen mikroorganizmalar için beslenme zemini olarak hizmet ederler.

Kirleticiler kendilerini çalışma ortamında fiberlere bağlandıklarında, etkilenen alanın ayrışması belirgein biçimde artar. Fiberlerde hapsolmuş kokular, çalışanlar üzerinde rahatsızlığa ve strese neden olur. Sağlıksız bir çevrenin sonucu olarak ortaya çıkan baş ağrısı, göz rahatsızlığı ve bitkinlik, alerjik reaksiyonlar, soğuk algınlığı ve gribin yayılması gibi, sağlık etkileri; kanser, kronik akciğer hastalıkları ve solunum hastalığı dahil olmak üzere ciddileşebilir. Sağlıklı bir çevreye sahip olarak, yıllık hasta olunan günler azalabilir, genel moral düzelebilir ve üretkenlik artabilir.


Volkan Özünal
Sitedeki Aktif Kullanıcı Sayısı: 2 Toplam Ziyaretçi Sayısı: 36928

 

Yer Sağlayıcı : Neticaret e-ticaret